NG Dergi - Sayı 55
62 YAŞAM/ YAZAR yıllarında atılır ve yaşamın içinde o kancayla ilgili her yeni deneyim yaşadığımızda ilk kancamıza yeni bir kanca takılır. Yıllar geçtikçe o kancalar çok ağırlaşır, canımızı yakmaya ve bizi aşağı çekmeye başlar. İşte bu kancalar bizim kaderimizin kalemidir. Bizler hiç fark etmeden bu kancalara göre hayatımızı çizer sonra da yaşadıklarımıza kader deriz. Oysa kaderimizin kalemi bizim elimizdedir. Kendi kancalarımızı bulur ve onlardan özgürleşebilirsek hayatımıza yön verme fırsatına da ulaşabiliriz. Yukarıda verdiğim örnekte hayatta sevildiğini hissedebilmek için çok çalışması gerektiğine inanan yetişkin çocuk belki bu düşüncesini fark eder ve değerini başarılarına bağlamayı bırakırsa, her gün aşırı çabalayarak kendini hırpalamaktan da vazgeçer. Zihin ve beden bir olabilir mi? Zihin ve beden birbirinden ayrı düşünülemez. İlk soruda ayağımla ilgili yaşadığım rahatsızlıktan bahsetmiştim. Bu rahatsızlığımın zihnimde yatan nedenlerini bulunca aslında kendi kendimi hasta ettiğimi fark ettim. Hatta aslında hasta olmadığımı, ayağım kırılmadan önce ‘hasta’ düşüncelere sahip olduğumu bunun da bedenime yansıdığını gördüm. Kitabımda çok daha detaylı anlatsam da ben “kendi ayaklarının üzerinde durmak zorundasın, kimseye (ekonomik olarak) bağlı kalma” sözleriyle büyütülmüş bir kadınım. Bu yükün altında erken yaşta ezilen bedenim, ayağımı sakatlayarak hem beni gerçekten de kendi ayaklarımın üzerinde durmaktan alıkoydu, hem de ekonomiden daha büyük bir nedenle, fiziksel olarak başkalarına bağlı kıldı. Ben zihnimi fark ettiğimde ve içine sıkıştığım eski düşüncelerimden özgürleşmeye başlayınca da ayağım iyileşmeye başladı. Eğitiminiz hakkında bilgi verir misiniz? Koç Lisesi’nden mezun olduktan sonra Boston Üniversitesi’nde Hospitality yani hizmet sektörü işletmeciliği okudum. Okulum bittikten sonra Bitki Bazlı Aşçılık eğitimi, nefes terapisi, reiki, meditasyon, mindfulness gibi eğitimler aldım. Çok genç yaşta yurt dışında İşletme/Otelcilik, Bitki Bazlı Aşçılık ve ardından Transformal Nefes Koçluğu ile Transandantal Meditasyon eğitimleri almışsınız. Kendinizi, ilgi alanlarınızı, farkındalığınızı nasıl yönlendirdiniz? Aslında hala yönlendirmekte olduğumu söyleyebilirim. Bence 19 yaş, bir gencin tüm hayatı boyunca yapacağı mesleği seçebilmesi için çok erken bir yaş. 23 yaşında mezun oldum, şimdi ise 28 yaşındayım ve arada geçen beş sene hayatta ne yapmak istediğimi keşfetmekle geçti. Bence 20’li yaşlar insanın kendini tanıması ve ne yapmak istediğini anlaması için güzel bir dönem. Gençlerden 18, 19 yaşında ne olmak istediklerini bilmelerini beklemeyi bırakıp, 20’li yaşları boyunca onlara özgürce keşfedecek alan sağlasak, çoğu genç çok daha doğru meslek seçimi yapabilir. Beş sene de gıda sektöründen, Youtuber olmaya kadar birçok farklı iş denedim. Ne yapmak istediğimi ne yapmak istemediğimi çöze çöze buldum. Şimdiyse kişisel gelişim üzerine bir YouTube kanalım, kendi farkındalık şovum ve podcastim var. YouTube’a ilk girdiğimde kişisel gelişim ve farkındalık konularını işleyen bir influencer Türkiye’de pek yoktu. Kendime bir tarz yaratmaya çalıştım. Şimdi ise keyifle üretmeye devam ediyorum. ‘ Tut Elini’ adlı kitabınız yoğun ilgi görüyor. Kitap yazma fikri nasıl doğdu? Çok teşekkür ederim. Aslında kitap fikri yazın sahilde güneşlenirken bir anda aklıma geldi. Kendi iyileşme sürecimde o kadar farklı yollar denedim ve neyin işe yarayıp neyin yaramadığını anlamakla o kadar zaman kaybettim ki öğrendiklerimi bir süreç olarak insanlara sunmak istedim. İyileştikten sonra hep ‘Keşke şimdi bildiklerimi biri bana en başından bir süreç olarak sunsaydı da bu kadar yorulmak zorunda kalmasaydım diye düşünürdüm.’ Böylece kitap fikri ortaya çıktı. ‘Tut Elini’ adlı kitabım, kendini gerçekten tanımak, yaşamını yeniden yaratmak ve dönüşerek hayallerini yaşamak isteyenler için dokuz haftalık bir süreci içeriyor. Okurlar bu süreci hem kitaptaki uygulamalar hem de her bölüm için hazırladığım YouTube kanalımda yayınlı meditasyonlarla beraber yapabiliyorlar. Bu tarz kişisel gelişim etkinliklerinin bütçesini herkes karşılayamayabiliyor. Ben de tüm gittiğim eğitimleri bir süreçte topladım ve herkese ulaşılabilir bir hale getirmek istedim. Bana imkansız denileni imkanlı yaparak tekrardan yürüme yolculuğumda öğrendiğim her şeyi bu kitapta paylaştım. Bir nevi online dönüşüm okulu yaratmayı hedefledim. Gerçek sevgi nedir? Sevmek çok kolay bir eylem olarak algılanıyor. Sanki sevginin etrafında ‘pembe bir dünya’ algısı var. Oysa sevmek gerçekten cesaret ve güç gerektiren bir sanat. Hiç kolay olmamakla beraber çaba ve emek gerektiriyor. Gerçekten sevmek demek kendi yaralarından veya onların yaralarından dolayı hiç bir insanı kalbinin dışına koymamaya karar vermek demek. İnsanları “Sevmek çok kolay bir eylem olarak algılanıyor. Oysa sevmek gerçekten cesaret ve güç gerektiren bir sanat.”
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=