NG Dergi - Sayı 56

31 Yıllardır medyada güzel işlerin içinde olan, kitlelerin tanıdığı birisiniz. Ama bu tanınırlıkla ilgili zaman zaman kabul etmekte zorlandığınız oluyor mu? Benim bu konudaki en büyük şansım oyuncu bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmam. Ben herkesin annesi ve babasından durdurulup imza istenir sanırdım, o kadar doğaldı bu benim için. Evimize bizimle röportaj yapmaya gelen gazeteciler olurdu. Benim ilk tiyatro sahnesine çıkışım dört yaşındadır, ilk en iyi oyuncu ödülünü de Selçuk Tiyatro Festivali’nde 4 yaşımda iken aldım. İlk röportajımı 6 yaşında verdim, 8 yaşımdan itibaren TRT tek kanal iken Ahmet’in Günlüğü, Rüzgargülü gibi çocuk programlarında başrol sorumluluğunu üstlendim. Çocukken sokakta adım atamadığım zamanlarım oldu, çok erken yaşta şöhreti yönetmeyi ve bunun işimin bir uzantısı olduğunu öğrendim. Şöhretin bir meslek olmadığını bilerek büyüdüm. Onun sadece sanatımın bir uzantısı olduğunu bilerek yasadığım için de bu hususta hiç sıkıntı yaşamadım. Beslenme düzeniniz bu yoğun tempodan nasıl etkileniyor peki? 14 yaşımdan beri vejetaryenim. Rahmetli anneannem de benim gibiydi, hayvansal hiçbir ürün tüketmezdi. Ne vücudum ne iştahım hayvansal gıdaları kabul edemiyor. O yüzden bazen karbonhidrat oranım aşılıyor, protein oranımda da eksiklik doğuyor diye bir beslenme uzmanı ile çalışıyorum. Sete sefer tası ile giden bir oyuncuyum. Spor için vakit bulabiliyor musunuz? Haftanın 5-6 günü sette çalıştığım oluyor, buna rağmen minimum haftada 2 gün kardiyoya vakit buluyor ve boks hocam Tahir Bey’le hem Muay Thai hem boks yapıyorum. Amerika’da sertifikalı yoga eğitmeni olarak yıllarca ders verdim, şimdi bilgilerimi kendime saklıyorum, arada komşularıma yaptırıyorum. Her sabah set öncesi yoga yaparım. Birkaç yıl önce “Evlenmeyi ömür boyu düşünmüyorum. Sevgiye inanıyorum ama enstitülere inanmıyorum” demiştiniz, şimdi evliliğe nasıl bakıyorsunuz? Hala düşünmüyorum, düşüneceğimi de sanmıyorum. Beraberlik bir yol arkadaşlığı, yüreğine yandaş bulmak demektir, kağıt üzerine atılan bir imzanın temelleri üzerine dayandırmayı sevmiyorum ben, bunu seçenlere de saygı duyuyorum tabii. Ben sadece enstitü gibi yaşamayı tercih etmeyen biriyim, bu yüzden de gelen teklifleri hep havada bıraktım. Gelecekle ilgili heyecanlanlarınız neler? Hayatımın en mutlu dönemini yaşıyorum. Üretimimin patlama yaşadığı bir dönem oldu. 5 tane kısa film yazıp yönettim. Juliet’in Yolculuğu adlı kısa film, dünya festivallerinde yarışmak üzere yola çıkıyor. Türkiye-Amerika ortak yapım olan filmin Türkiye yapımcısı Sky Films, müzikler ise Saki Çimen’e ait, görüntü yönetmenliğini de Deniz Eyuboğlu üstlendi. Film, kadının sosyal düzen içinde yer aldığı yakıştırmaları masalsı bir dille anlatıyor. Şu an bu filmin uluslararası festival sürecinin heyecanı içindeyim. Tek kişilik oyunumun Broadway turnesi var geleceğe dair heyecanlandıran. Diğer çektiğim filmler ise Türkiye’yi uluslararası platformda kültür ve sanat alanında yayın yapan bir mecrada temsil edecekler. Kariyerimin en verimli dönemindeyim. Artık oyuncu, yazar ve yönetmen olarak Türkiye’den Amerika pazarına iş yapan bir yapının içine girdim. İki ülke arasında yaratımlarımla bir köprü kurmayı başardım. Şimdi ise yeni bir senaryo yazmaya başladım, beni çok heyecanlandıran bir hikâye; yazar ve oyuncu olarak da yer alacağım. MAKYAJ HAKAN KÜLTÜR SAÇ MERT PEKGÜZEL MEKAN İÇİN HAGİA SOFİA MANSIONS ISTANBUL, CURIO COLLECTION BY HİLTON’A TEŞEKKÜR EDERİZ.

RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=