NG Dergi - Sayı 56

48 YAŞAM/ GEZİ olun” demeden ediyorum. Hamsili pilav, karalahana çorbası, turşu kavur- ması, kuymak, güveçte kuru fasulye, etli yaprak sarma ve elbette ki meş- hur fırın sütlaç… Sırf yemek için bile gelinir buraya. Üstelik Hamsiköy’ün yakın çevresinde farklı bütçelere uygun konaklama mekânları bulmak mümkün. Yemekten sonra Trabzon’un doğal sınırını oluşturan Zigana Dağı’nı aşmak için önümde iki güzel seçe- nek var: Soldaki eski yol, inişli çıkışlı tepelerin kıvrımlarını izleyen keyifli bir dağ güzergâhı. Sağdaki Zigana Tüneli, bin 700 küsur metre ile Türkiye’nin en uzun iki tünelinden biri. Dağı aştığınızda, farklı bir iklime hazırlıklı olmalısınız. Nitekim geçidin Trabzon’a bakan ucu ılıman Karadeniz, Doğu Anadolu’ya bakan ucu ise karasal iklim özellikleri taşıyor. Geçidin çıkışındaki Torul’da bulunan Karaca Mağarası, esrarengiz dehlizleri, ışıklandırılmış dev sarkıt ve dikitleriyle sıra dışı bir gezi parkuru. Yolun buradan sonraki bölümü, Doğu Karadeniz’in keşfe- dilmemiş hazinelerine açılıyor. Torul - Gümüşhane - Yayladere rotasını izleyip, 2 bin 280 metrelik Salmankeş Geçidi’ni aşarak varılan Yağmurdere Vadisi, Karadeniz’in az bilinen harika- larından biri. Yanbolu Çayı’nın kıyısına kurulan Dumanlı kasabası, tarihte yedi eski köyün merkezi olmuş. Bin 500 ile bin 800 metre yüksekliğindeki dar vadi çanaklarının içine serpilmiş köylerin yapıları, bugün de sapasağlam ayakta. Sabah saatleri dışında hemen her gün sislere gömülen bu köyler, ziyaretçile- rine sinemasal manzaralar sunuyor. Ve buralara gelip bu güzellikleri yaşadığı- na çok mutlu oluyor insan… ZÜMRÜTYEŞİLEDOĞRU Doğu Karadeniz’de gezip yaylala- ra uğramamak büyük eksiklik olur. Maçka’dan uzaklaşmadan biraz da civarına zaman ayırmak gerek. Zira Maçka, çevresine yeşil birer zümrüt ta- nesi gibi dağılmış 20’den fazla yaylaya ev sahipliği yapıyor. Kiraz, Lapazan, Çakırgöl, Çatma Oba, Düzköy, Hıdır- nebi, Kuruçam ve Sis Dağı bunlardan sadece birkaçı. Yörenin yüzlerce yıllık geleneksel kültürünü yansıtan taş ve ahşap evleri, dağ gölleri ve coş- kun dereleriyle bölgenin karakterini yansıtan yaylaları mutlaka keşfetmek gerek. Açıkçası ben onlarca seçenek arasından Trabzon sınırları içerisinde kalan Lişer ve Şolma’ya gitmeye karar verdim. Akçaabat - Pazarcık - Kayabaşı yoluyla ulaşılabilen Lişer Yaylası, zen- gin bitki örtüsüyle son derece ilgi çeki- ci. 2 bin 30 metre yükseklikteki yayla, orman gülleri ve rengârenk çiçekleriyle gerçek bir yeryüzü cenneti. Maçka’dan batıya doğru 22 kilometrelik toprak bir yolla ulaşılan Şolma Yaylası, Kulin Dağı’nın vadileri arasında saklı. Bin 700 metre rakımlı yayla, doğal güzel- liklerinin yanında, sayısız orman içi yü- rüyüş parkuruyla göz dolduruyor. Bu güzel yayla, çadır ve karavan kamp- çılarının da uğrak yeri. Oksijen yüklü tertemiz havaya sahip olan yayla yazın horon sesleriyle şenleniyor. Maçka’da yaşayacağınız bunca güzellikten sonra, dönüşte köy çarşılarından rengârenk dokumalar, yerel peynirler, taze çay ve fındık almayı unutmayın. Çünkü bu cennet coğrafyayı çok özleyeceksiniz, size onu hatırlatacak eşyalarınız olma- sında yarar var. BAŞI BULUTLARDA Artık komşu kent Rize ve görkemli hinterlandına doğru yola çıkma vakti geldi. Sahil yolu üzerindeki Sürmene’de yerel mimarinin en güzel örneklerinden biri olan Memişoğlu Konağı, ilk dura- ğım oluyor. İlçenin en önemli turistik değerlerinden bir diğeri de el yapımı bıçak ve çakı atölyeleri. Of geride kaldı- ğında Rize şehir merkezine “merhaba” diyorum. Doğu Karadeniz dağlarının yüksek zirveleriyle çevrili bir sahil kenti olan Rize’nin tarihi, MÖ 2 binli yıllara dayanıyor. Şehir merkezinde bulunan az sayıdaki tarihi yapının en bilinenleri, Şehir Müzesi ile İslampaşa ve Gülbahar Camileri. İyidere’den başlayan yol, çay ve mısır bahçeleri arasından kıvrılarak İkizdere Vadisi’ne uzanıyor. İyidere’nin

RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=