NG Dergi - Sayı 61
50 YAŞAM/ MİMAR farkındalığımın artmasına imkan sağladı. Marangozluk zanaatına olan ilgim de benzer dönemlere tekabül ediyor. Ahşap malzeme üzerinde detayların uygulanabilirliği ve yapım tekniği üzerine yoğunlaşmak beni hep iyi hissettirmiştir. Ne yazık ki şu an iş yoğunluğumdan kaynaklı yeterli zaman ayıramıyorum. Fotoğrafçılığı ise yurt içi ve yurt dışı gezilerimde fırsat oldukça vakit bulabileceğim bir hobi olarak sürdürmekteyim. Katıldığınız pek çok ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller kazandığınızı biliyoruz. Biraz bize aldığınız ödüllerden ve ödül alan projelerinizden bahseder misiniz? 1992 yılında, Ulus Tarihi Kent Merkezi Saraçlar Çarşısı, Samanpazarı, Ulus/ Ankara projesi ile ‘Mimari Proje Yarışması’nda 1.’lik Ödülü aldık. Bu aynı zamanda Artı Tasarım’ı açmamıza imkan sağlayan bir yarışmadır. ODTÜ Teknokent, Gümüş Bloklar, Ankara projesi ile 2001 yılında ‘Davetli Mimari Proje Yarışması’ 1.’lik Ödülü ile 2004 yılında Arkitera Genç Mimar Ödülü aldık. Hilmi Güner Mimarlık Ofisi olarak hangi alanlarda hizmet veriyorsunuz? Yurt içi ve yurt dışında kentsel tasarım, mimari tasarım, iç mekân tasarımı ve peyzaj tasarımı gibi farklı alanlarda çalışmalarımızı tasarım merkezi olarak geliştirmekle beraber müşavirlik hizmeti de vermekteyiz. Son yıllarda çoğunlukla yüksek nitelikli kamu yapıları üzerinde çalışıyoruz. Türkiye maalesef ki coğrafi olarak deprem bölgesinde yer alıyor. Siz de deprem bölgesinde yeniden yapılanma ve güvenli bir yaşam için birçok çalışma yapıyorsunuz. Bu projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? Deprem bölgelerinin tasarım süreci çok ölçekli yaklaşımların birlikte var olmasını gerektiriyor. Tarihsel ve kültürel birikimin devamlılığını, ekonominin, ticaretin ve sosyal yaşamın sürdürülebilirliğini devam ettirerek kent merkezlerinin yeniden inşa edilmesini sağlayacak projelerin hazırlanması gerekiyor. Çalışma kapsamında; kentsel dokunun, ticari ve ulaşım faaliyetlerinin en yoğun olduğu Malatya kent merkezinin projelendirmesinde görevlendirildik. Malatya kent merkezi gerek tarihi dokusu gerekse işleyen bir ticari merkez olarak halkın günlük hayatını oluşturan bir dokuya sahip. Bu dokunun korunması ve kentsel belleğin yok olmaması açısından attığımız ilk adım şehir merkezini eski prensiplerine uygun şekilde yeniden kurgulamak oldu. Çalışmalarımıza kent ölçeğinde ana aksları, yaya ve araç dolaşımlarını ve yeşil alanları düzenleyerek başladık. Bu düzenlemeleri yapı ölçeğinde takip ederek stabil, sürdürülebilir ve enerji verimliliği sağlayan binalar ürettik. Aynı bağlamda görsel bütünlüğü gözeterek tasarımlarımızda yerel malzemelerin kullanılmasına öncelik verdik. Tabii bu süreçte zaman ve maliyet faktörlerini de verimli yönetmeye dikkat ettik. Güvenli ve sağlam binalar nasıl olmalı? Bir binanın güvenli ve sağlam olabilmesi için öncelikle yapısal tasarım projesinin belirli bir performans değerini sağlayacak şekilde tasarlanması ve sonrasında binanın projeye uygun olarak kontrollü inşa edilmesi gerekir. Bu hedefle başlanan yapısal tasarım sürecinde yapı simetrisinin sağlanması ve bina yükünün homojen dağıtılması yapı sağlamlığını olumlu yönde etkilemektedir. Bir binanın güvenli olması için inşa süreci son derece önemlidir. İnşaat aşamasında, tasarıma esas parametreler göz önünde bulundurulmadan eksik ya da hatalı yapılan bir imalatın sonradan telafisi çok zor ve hatta mümkün olmamaktadır. Binanın bulunduğu bölgenin deprem tehlikesi, zemin koşulları, binanın maruz kalacağı yükler ve taşıyıcı sistem ile ilişkisi doğru kurulmalı, hesaplar doğru yapılmalıdır. Bina, ancak bu şekilde hedeflenen performansı yakalayabilir. Kentsel dönüşümle beraber şehirlerin dokusu da yenileniyor. Yeni projelerde nelere dikkat edilmeli? Tarihsel ve kültürel birikimin devamlılığını, ekonominin, ticaretin ve sosyal yaşamın sürdürülebilirliğini
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=