NG Dergi - Sayı 61
58 YAŞAM/ GASTRONOMİ ödülü getiren ilk şef olmanın anlamı nedir sizin için? Heyecan, huzur, mutluluk sanırım tek kelime ile ifade etmem pek mümkün değil. Düşündükçe kelimeler boğazımda düğümleniyor. Kendimi bildim bileli hep ülkeme fayda sağlamak için çalışıyorum. Bu ödül aslında 25 senedir yapmış olduğum işin belki de en yüksek seviyeye geldiği nokta. Ve bu sadece kendi adıma değil tüm ülkem adına, ülkemi temsil ettiğim önemli bir arena oldu. Bildiğiniz gibi bu yarışma bir başvuru sistemiyle ilerlemiyor. Şefler dünyanın farklı noktalarındaki kişi, kurum ve otoriteler tarafından aday gösteriliyorlar. Yani ben de bir başvuruda bulunmadım. 1000 şef aday gösterilmiş ve 700 şef değerlendirmeye alınmış. İşte dünyanın farklı noktalarında sosyal gastronomiyle ilgilenen, üreten 700 şefin içerisinden birinciliğe layık görüldüm. Gastronomi dünyasının en iyilerinden oluşan bir jüri grubunun, inceleyerek ve eleyerek belirlediği bir ödül. Aynı zamanda bugüne kadar birincilik alan her şefin bir projesi için ödül verilirken bana 20 yılı aşkın süredir gastronomi yoluyla toplumlara katkı sağlayan mesleki çalışmalarımın tamamı için verildi. Bu da ayrı bir onur. HBO Max tarafından “Dünyanın 12 Sıfır Atık Şefi” belgeseline konu olan tek Türk oldunuz, iki yıl üst üste dünyanın en iyi ilk 10 şefi arasına girdiniz, ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görüldünüz… Bu büyük başarıların temelinde ne yatıyor? Özel bir motivasyon veya ilham kaynağınız var mı? Evet, bahsettiğiniz gibi bugüne kadar birçok ödüle layık görüldüm. Bu ödüllerin hepsini de bana inanan kadınlara, ekibime, aileme ait olarak şehrime getirdim. Çünkü onlar olmadan bunları başarmak mümkün olmazdı. Yaptığınız işin görülmesi, değer verilmesi pek tabii çok kıymetli. Ancak asıl kıymetli olan başka birinin hayatında bir değişime vesile olabilmeniz. Başka bir kadının kendi girişim hikayesini yaratabilmesine, bir gencin mesleğinde ilerlemesine, toprağın canlanmasına ya da çiftçinin sorununa çözüm bulabiliyorsam asıl ödül o oluyor. Hayatım boyunca “çözümün bir parçası olma” mottosuyla hareket ettim, motivasyonum da sanırım bu. Mardin’de, Türkiye’nin ilk sıfır atık restoranı olan Zamarot 1890’nın açılışını geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiniz. Zamarot 1890 nasıl bir restoran? Zamarot 1890, Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin son halkası. Sosyal kooperatif modelini oluşturduğumuz yapıda Kooperatif, bugün Mardin ve yakın bölgedeki 170 geleneksel çiftçinin ürününü işleyerek tüm Türkiye’ye ulaştırıyor. Sorgül Buğdayı başta olmak üzere yaptığımız çalışmalar geleneksel ve yerel üretimin gücünü bize gösterdi. Sürdürülebilir kalkınma için yerelin desteklenmesi, yerinde üretim, yerinde tüketim ve sonrasında yerinde tüketime davet etmek gerekiyordu. İşte Zamarot 1890 ile gastronomide kooperatif modelini ortaya koyarak herkesi, yereli yerinde tüketmeye davet ediyoruz. Bunu da geleneksel bir konseptle değil Türkiye’nin ilk “Sıfır Atık” ve 6. his deneyim restoranını Mardin’de açarak yaptık. Bu nedenle başka bir şubesi olmayacak. Diğer yandan Zamarot 1890’ın özel bir misyonu da oluştu. Zamarot 1890 özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde gastronomi konusunda uzmanlaşmak isteyen gençlerin
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=