NG Dergi - Sayı 52

TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2020 / 27 diyor. Cinsiyet eşitsizliği, kuşkusuz, yüzyılımızın çok büyük bir sorunu… Çözümü, yüksek teknoloji ya da büyük finansal kaynaklar gerektirmiyor. İhtiyacımız olan her şeye ve fazlasına sahibiz. Aklımızın ve vicdanımızın sesine kulak vermeli, cesaretle bu sorunun üzerine gitmeliyiz. Cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kalkması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin önündeki en büyük engelin de kalkması demek olacak. Böylece, sadece cinsiyet eşitsizliğine ilişkin utancımızdan kurtulmayacağız aynı zamanda kadın-erkek herkesin refah ve mutluluğunun artmasının önündeki engelleri kaldırmamız da kolaylaşacak. Eğitim başta olmak üzere daha iyi olanaklara kavuşacak kadınlar, hem daha büyük bir değer üretebilecek, hem de yerkürenin kaynaklarının daha verimli kullanılması çabasına da daha büyük destek verebilecekler. Yaratılan ortak değerden de eşit pay alacaklar. Dünyamızda böyle devasa bir adaletsizliğin çözüme kavuşmasının muhtemelen şimdiden öngöremeyeceğimiz pek çok farklı ve olumlu etkileri de olacak. Bizden sonraki kuşaklar bugünkünden daha güzel bir dünya bulacaksa, önümüzdeki sorunlara bakıp “bunlar bizi aşar” diyerek kenarda oturmak hiçbirimiz için bir seçenek değil. Geçmişte pek çok büyük köklü değişimde olduğu gibi, sorunlarımıza çözüm bulmak ve gerçek bir fark yaratmak için neler yapabileceğimizi daha fazla düşünmek, daha yaratıcı ve daha cesur olmak zorundayız. Çok başarılı bir öğrenciydiniz. Yine başarıyla sürdürdüğünüz çalışma hayatınızda neredeyse yarım asra yaklaştınız. Peki, Bülent Eczacıbaşı, iş insanı olmasaydı ne olmak isterdi? Hiçbir konuyu, hiçbir disiplini önyargıyla sıkıcı veya önemsiz bulmamanın önemli olduğunu düşünürüm. Hayatta neye ilgi gösterirseniz aslında çok ilginç olduğunu anlarsınız. Ama dünyada ilginç konular o kadar fazladır ki hepsini incelemeye ve biraz olsun öğrenmeye ömür yetmez. O nedenle insanın, hayatta başarı kazanmak için yeteneklerini de iyi analiz etmesi gerektiğine inanırım. Liseyi bitirdiğim yıllarda matematik ve fen dersleri tutkusu beni fena halde sarmıştı. Bu nedenle yüksek öğrenimimi kimya dalında yapmaya karar verdim. Önce fizikokimya alanında üniversite diplomamı aldım, daha sonra kimya mühendisliğinde yüksek lisansımı yaptım. Babamın başarılı bir iş insanı olması, beni aile şirketimizde görev almaya özendiriyordu. Böyle olmasaydı, lise yıllarında oluşan tutkuların etkisiyle fen alanında akademik bir kariyer seçerdim. Bazı şeyler için ‘‘Ailede esen rüzgârla anladım’’ diye çok güzel bir sözünüz var. Özellikle babanız Nejat Eczacıbaşı’nın işe bakış açısından size dokunan unsurlar nelerdi? İş hayatına yeni girdiğim yıllardı. 20’li yaşlarımdaydım. Nejat Bey’in bakış açısı bizleri de çok etkiledi. ‘Toplumsal gelişim bir bütündür, sadece sanayiyle veya topraktan fışkıran bir zenginlikle kalkınma olmaz. Bir toplum kültürü, sanatı, sporu, bilimi, eğitimiyle birlikte gelişirse gelişmiş toplumların arasına

RkJQdWJsaXNoZXIy NzI1MDQ=